© Bizim Tekirdağ 2021

TBB Deprem Çalıştayı Çorlu'da Düzenlendi

Trakya Belediyeler Birliği (TBB) "Deprem Çalıştayı", Çorlu Belediyesi ev sahipliğinde Memduh Şevket Esendal Sahnesi'nde gerçekleştirildi.

Depreme karşı farkındalık yaratmak, bölgenin depremselliğine bağlı olarak riskleri azaltmak ve hazırlıklı olmak amacıyla düzenlenen "Deprem Çalıştayı"na Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Hikmet Ata, Trakya Belediyeler Birliği paydaşları, daire başkanları, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, belediyelerin teknik personelleri ile basın mensupları katıldı.

Trakya Belediyeler Birliğine üye belediyelerin teknik ekiplerinin bilgilendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalıştaya konuşmacı olarak Jeofizik Mühendisi Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ve İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Özlem Tut yer aldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan çalıştayın açılış konuşmasını Trakya Belediyeler Birliği Müdürü Ogün Kürümoğlu gerçekleştirdi.

6 Şubat’ta yaşanan ve ülkemiz için acı, hüzün ve endişe kaynağı olan, milyonlarca yurttaşımızın etkilendiği depremlerin üzerinden 53 gün geçtiğini ifade eden Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Çorlu Belediyesi ev sahipliğinde çalıştayda deprem gerçeği üzerine konuşmak, fikirleri, planları ve mevcut çalışmaları paylaşmak için bir araya geldiklerini ifade ederek, "Öncelikle deprem bölgesinde olan ya da yakınları bölgede yaşayan tüm yurttaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Hayatını kaybeden 50 bin 96 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevdiklerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

"Deprem Kuşağında Yer Alan Bir Ülkeyiz"

Hepimizin bildiği gibi Türkiye’miz deprem kuşağında yer alan bir deprem ülkesi. Elbette doğal afetler ülkemizde de, dünyada da olmaya devam edecek. Burada önemli olan husus; bilimin ışığında, kanun ve nizam çerçevesinde tüm önlemleri almak olacaktır. Afetin değil; tedbirsizliğin, denetimsizliğin, vicdansızlığın öldürdüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Bizler kamu kurumları olarak gereken tedbirleri almakla mükellefiz. Çalışmalarımızı da bu ölçüde sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz. O sebeple; konunun hâkimi olan kamu görevlileri, akademisyenler, mühendisler ve bilim insanlarıyla çalıştaylar, toplantılar vesilesiyle bir araya gelmeyi ve yol haritalarını birlikte belirleyecek olmayı da son derece kıymetli bulduğumu ifade etmek istiyorum.

"Neler Yapmamız Gerektiği Üzerine Zihin Yoruyoruz"

Tabii böyle büyük depremleri art arda yaşamak, çok fazla insanımızı kaybetmek hepimiz için çok sarsıcıydı. Büyük ölçekli deprem gerçeğiyle yıllar sonra yeniden yüzleşmek bizlere yapmadıklarımızı ya da eksik bıraktıklarımızı hatırlattı. En önemlisi de bundan sonra hızlıca neler yapmamız gerektiği üzerine zihin yormamızı sağladı.

"Biz Ne Yaptık, Neler Yapıyoruz?"

Şimdi sizlere Çorlu ölçeğinde gerçekleştirdiğimiz çalışmaların ve planlamalarımızın kısa bir özetinden bahsetmek istiyorum.

Çorlu’muzda kıymetli hemşehrilerimiz, felaketin ilk gününden itibaren büyük bir dayanışma örneği göstererek yardımlarını belediyemize, Çorlu Kaymakamlığına, sivil toplum kuruluşlarına ulaştırdı. Bizler de bu yardımların deprem bölgesindeki afetzedelere ulaştırılması için var gücümüzle çalıştık. Belediyedeki çalışma arkadaşlarımızın yanı sıra 983 hemşehrimiz gönüllü olarak yardım toplama merkezimizde bizlerle birlikte çalıştı. Elinden geleni yaparak önemli bir dayanışma örneği sergileyen tüm Çorlululara bir kez daha yürekten şükranlarımı sunuyorum.

Deprem bölgesine AFAD, Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ve Çorlu Şoförler ve Otomobilciler Odasının destekleri ile 34.313 yardım kolisi ve 50 palet yardım malzemesini 43 aracımızla gönderdik. Ayrıca deprem bölgesine gönderdiğimiz 8 adet iş makinesi ve operatörleri orada yetkililerce kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye çalıştılar.

"Mutlu Birey, Huzurlu Toplum Projemizi Hayata Geçirdik"

Tabii Çorlu’muza gelen çok sayıda afetzede vatandaşımız için de çalışmalar gerçekleştirdik. Sevgi Çarşımız sayesinde bugüne kadar 768 aile olmak üzere toplamda 2.744 vatandaşımıza ayni destekte bulunduk. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüz bünyesindeki sosyologlarımız, depremzede vatandaşlarımızı evlerinde ziyaret ettiler. Ayrıca “Mutlu Birey, Huzurlu Toplum” projemiz kapsamında açılmasına kısa bir süre kalan Rehberlik ve Psikososyal Danışma Merkezimizde gönüllü psikolog, psikiyatr ve doktorlarımızla birlikte ilk etapta depremzede vatandaşlarımıza psikolojik, tıbbi ve sosyal destek sağlamayı planlamaktayız.

"Arama Kurtarma Ekibimiz Sahada Görev Aldı"

İki yıl önce oluşturduğumuz Çorlu Belediyesi Arama Kurtarma Ekibimiz de bu süreçte deprem bölgesinde görev aldılar. Ayrıca bizler de bu süreçte İmar Komisyonumuz ve başkan yardımcılarımızla birlikte birkaç kez bölgeye giderek incelemelerde bulunduk.

"Olası Deprem için Hazırlıklarımızı Sürdürüyoruz"

Kentimizde gerçekleşebilecek olası bir deprem için de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bir yandan yayımladığımız bilgilendirme broşürleri, kitapçıklar, düzenlediğimiz seminerlerle hemşehrilerimizi olası afet durumlarına hazırlamaya çalışırken bir yandan da Afet Koordinasyon Merkezimizin son hazırlıklarını tamamlıyor, kentsel dönüşüm strateji belgemiz ışığında çalışmalarımızı sürdürüyor, özellikle eski binalarda tarama çalışmalarımıza devam ediyor, personelimiz içerisinde görev dağılımı gerçekleştirerek 2019 yılında hazırladığımız afet ve acil durum müdahale planımızı bugünün şartlarına göre güncelliyoruz.

Olası bir afet durumunda Çorlu’muzda hizmet verecek 5 bin kişi kapasiteli mobil mutfak çalışmamızda da sona yaklaştık. Kentimizde konumlanacak afet sahalarının tespitini ve mikro bölgeleme çalışmalarımızı büyük ölçüde tamamladık, kurulabilecek potansiyel çadır kent alanlarımızı tespit ettik. Ayrıca mevcut afet ve acil durum konteynerlerimizin sayısını artırmak için çalışma arkadaşlarımız gayretlerini sürdürüyor.

Kısacası deprem bölgesinde yaşadığımız gerçeğiyle hareket ediyor, bu konuda ortak çalışmalar yapacağımız tüm kent paydaşlarımıza şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.

Depremin değil, tedbirsizliğin hayat aldığını bir kez daha hatırlatarak bu deprem çalıştayını gerçekleştiren Trakya Belediyeler Birliği ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyor, iyi çalışmalar diliyorum." diye konuştu.

"Acil Kararlar Almalıyız"

Başkan Sarıkurt'un ardından kürsüye gelen Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Tekirdağ'ın deprem kuşağında yer aldığını ve 1999 yılında yaşanan depremlerin ardından geçen süre zarfında yapılanların çok yetersiz kaldığını dile getirerek şunları söyledi:

"1999 yılında yaşanan iki depremin ardından geriye dönüp baktığımızda 24 yıl içinde ülke olarak tedbir almayı ihmal ettiğimizi ve bazı şeyleri yapamadığımızı görüyoruz. Halbuki bu deprem bize zamanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi. Acil kararlar almalıyız. Kentsel dönüşüm konusunda hızlı adımlar atmalıyız. Yavaş işleyen bürokrasiyi de hızlandırmalıyız.

"Tedbirleri Eyleme Çevirmeliyiz"

Biz Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak 2014 yılından bu yana kentimizde deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalar yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Eğitimli personelimiz ve güçlü araç filomuz ile afet bölgesinde yürütülen çalışmalara etkin bir şekilde katkı sağladık. Ancak başta İstanbul olmak üzere Trakya'daki tüm iller birleşerek acil önlemler almalı ve bir an evvel tedbirleri eyleme çevirmeliyiz.

Bugün düzenlediğimiz çalıştay kapsamında geçmişten bu güne edindiğimiz tecrübe ve birikimlerimiz ile gücümüze güç katmak için Trakya Belediyeler Birliği üyesi belediyeler arasında iş birliğini sağlamak istedik.

Deprem Çalıştayı, afetler konusundaki yol haritamızı oluşturmamızı sağlamakla kalmayacak aynı zamanda gelecekte atılacak adımların temelini oluşturacaktır. Bunu yaparken deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalarımızda pusulamız ise bilim olacaktır." diye konuştu.

"Yine Nerede Yanlış Yapıldı?"

Yapılan konuşmalarının ardından yaşanan depremler ve Marmara depremi hakkında bilgiler paylaşan Jeofizik Mühendisi Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, yerbilimciler için 250 yılda bir yaşanan büyük depremlerin sürpriz olmadığını ifade ederek yaptığı konuşmasında, "2 bin yıllık bir deprem tarihi bilgisine sahibiz. Ancak Göbeklitepe'ye baktığımızda 12 bin yıllık bir geçmişe bakarak deprem hakkında bilgi sahibi olabileceğimizi gördük. Bu kadar eski bilgilere sahipken "Yine nerede yanlış yapıldı?" sorusunu kendimize sormamız ve bu konuda konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Doğal ve insan kökenli nedenlerle afete dönüşen olayları iyi irdelememiz gerekiyor. Örneğin kentlerde hangi etkenler afete dönüşebilir diye sorgulamalı ve çalışmalarımızı bu yönde yürütmeliyiz. Çerçeveyi geniş tutmalıyız. Mesela beklenen büyük deprem sadece İstanbul Depremi olmayacak. Buna Marmara Depremi demeli, hazırlıklarımızı ve planlamalarımızı buna göre yapmalıyız. Marmara Bölgesi'nde yer alan 7 il ve 50 ilçede 25 milyon insanın yaşadığını göz önüne aldığımızda 7 ve üzeri şiddette bir depremin yıkıcı etkilerini ve yaratacağı sorunları görmezden gelemeyiz.

Beklenen deprem İstanbul için ne kadar tehlikeli ise Tekirdağ’da, Çanakkale’de, Balıkesir’de, Bursa'da, Yalova da ve Kocaeli'de de durum çok farklı değil. Bu çalıştayın daha geniş bir katılımla Marmara Belediyeler Birliği bünyesinde de gerçekleştirilmesi ve birlik bünyesindeki belediyelerin de buna dâhil olması gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle olası depremden etkilenen bölgelere yapılacak müdahaleler daha planlı ve koordineli bir şekilde gerçekleştirilir ve bu bölgelere yardım eli daha çabuk ulaşabilir.

Örneğin Tekirdağ'da Mürefte, Şarköy ve Saros'tan geçen bir fay var. 1912 yılında 7.2 büyüklüğünde deprem yaratan, çok büyük can ve mal kayıplarına neden olan bu deprem ortadayken bölgeye yönelik çalışmaların ivedilikle yapılması, o bölgelerde yapılaşma konusunda denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir.

Öte yandan bölgede geçtiğimiz yüz yıllarda yaşanan büyük ve yıkıcı depremler ile birlikte meydana gelen tsunaminin yarattığı su baskınlarında binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, çok sayıda yerleşim yerinin sular altında kaldığını hatırlatmakta fayda var.

Çalıştaya konuşmacı olarak katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Özlem Tut ise İBB'nin deprem hazırlık çalışmaları hakkında bir sunum gerçekleştirerek çalışmalar hakkında detaylı bilgiler aktardı ve afetlerle mücadele konusunda İBB olarak tüm kurum ve kuruluşlara her türlü destek ve katkıyı vermeye hazır olduklarını dile getirdi.

Depreme karşı farkındalık yaratmak, bölgenin depremselliğine bağlı olarak riskleri azaltmak ve hazırlıklı olmak amacıyla düzenlenen "Deprem Çalıştayı"na Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Hikmet Ata, Trakya Belediyeler Birliği paydaşları, daire başkanları, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, belediyelerin teknik personelleri ile basın mensupları katıldı.

Trakya Belediyeler Birliğine üye belediyelerin teknik ekiplerinin bilgilendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalıştaya konuşmacı olarak Jeofizik Mühendisi Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ve İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Özlem Tut yer aldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla başlayan çalıştayın açılış konuşmasını Trakya Belediyeler Birliği Müdürü Ogün Kürümoğlu gerçekleştirdi.

6 Şubat’ta yaşanan ve ülkemiz için acı, hüzün ve endişe kaynağı olan, milyonlarca yurttaşımızın etkilendiği depremlerin üzerinden 53 gün geçtiğini ifade eden Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Çorlu Belediyesi ev sahipliğinde çalıştayda deprem gerçeği üzerine konuşmak, fikirleri, planları ve mevcut çalışmaları paylaşmak için bir araya geldiklerini ifade ederek, "Öncelikle deprem bölgesinde olan ya da yakınları bölgede yaşayan tüm yurttaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Hayatını kaybeden 50 bin 96 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevdiklerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

"Deprem Kuşağında Yer Alan Bir Ülkeyiz"

Hepimizin bildiği gibi Türkiye’miz deprem kuşağında yer alan bir deprem ülkesi. Elbette doğal afetler ülkemizde de, dünyada da olmaya devam edecek. Burada önemli olan husus; bilimin ışığında, kanun ve nizam çerçevesinde tüm önlemleri almak olacaktır. Afetin değil; tedbirsizliğin, denetimsizliğin, vicdansızlığın öldürdüğünü hepimiz çok iyi biliyoruz. Bizler kamu kurumları olarak gereken tedbirleri almakla mükellefiz. Çalışmalarımızı da bu ölçüde sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz. O sebeple; konunun hâkimi olan kamu görevlileri, akademisyenler, mühendisler ve bilim insanlarıyla çalıştaylar, toplantılar vesilesiyle bir araya gelmeyi ve yol haritalarını birlikte belirleyecek olmayı da son derece kıymetli bulduğumu ifade etmek istiyorum.

"Neler Yapmamız Gerektiği Üzerine Zihin Yoruyoruz"

Tabii böyle büyük depremleri art arda yaşamak, çok fazla insanımızı kaybetmek hepimiz için çok sarsıcıydı. Büyük ölçekli deprem gerçeğiyle yıllar sonra yeniden yüzleşmek bizlere yapmadıklarımızı ya da eksik bıraktıklarımızı hatırlattı. En önemlisi de bundan sonra hızlıca neler yapmamız gerektiği üzerine zihin yormamızı sağladı.

"Biz Ne Yaptık, Neler Yapıyoruz?"

Şimdi sizlere Çorlu ölçeğinde gerçekleştirdiğimiz çalışmaların ve planlamalarımızın kısa bir özetinden bahsetmek istiyorum.

Çorlu’muzda kıymetli hemşehrilerimiz, felaketin ilk gününden itibaren büyük bir dayanışma örneği göstererek yardımlarını belediyemize, Çorlu Kaymakamlığına, sivil toplum kuruluşlarına ulaştırdı. Bizler de bu yardımların deprem bölgesindeki afetzedelere ulaştırılması için var gücümüzle çalıştık. Belediyedeki çalışma arkadaşlarımızın yanı sıra 983 hemşehrimiz gönüllü olarak yardım toplama merkezimizde bizlerle birlikte çalıştı. Elinden geleni yaparak önemli bir dayanışma örneği sergileyen tüm Çorlululara bir kez daha yürekten şükranlarımı sunuyorum.

Deprem bölgesine AFAD, Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ve Çorlu Şoförler ve Otomobilciler Odasının destekleri ile 34.313 yardım kolisi ve 50 palet yardım malzemesini 43 aracımızla gönderdik. Ayrıca deprem bölgesine gönderdiğimiz 8 adet iş makinesi ve operatörleri orada yetkililerce kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye çalıştılar.

"Mutlu Birey, Huzurlu Toplum Projemizi Hayata Geçirdik"

Tabii Çorlu’muza gelen çok sayıda afetzede vatandaşımız için de çalışmalar gerçekleştirdik. Sevgi Çarşımız sayesinde bugüne kadar 768 aile olmak üzere toplamda 2.744 vatandaşımıza ayni destekte bulunduk. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüz bünyesindeki sosyologlarımız, depremzede vatandaşlarımızı evlerinde ziyaret ettiler. Ayrıca “Mutlu Birey, Huzurlu Toplum” projemiz kapsamında açılmasına kısa bir süre kalan Rehberlik ve Psikososyal Danışma Merkezimizde gönüllü psikolog, psikiyatr ve doktorlarımızla birlikte ilk etapta depremzede vatandaşlarımıza psikolojik, tıbbi ve sosyal destek sağlamayı planlamaktayız.

"Arama Kurtarma Ekibimiz Sahada Görev Aldı"

İki yıl önce oluşturduğumuz Çorlu Belediyesi Arama Kurtarma Ekibimiz de bu süreçte deprem bölgesinde görev aldılar. Ayrıca bizler de bu süreçte İmar Komisyonumuz ve başkan yardımcılarımızla birlikte birkaç kez bölgeye giderek incelemelerde bulunduk.

"Olası Deprem için Hazırlıklarımızı Sürdürüyoruz"

Kentimizde gerçekleşebilecek olası bir deprem için de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bir yandan yayımladığımız bilgilendirme broşürleri, kitapçıklar, düzenlediğimiz seminerlerle hemşehrilerimizi olası afet durumlarına hazırlamaya çalışırken bir yandan da Afet Koordinasyon Merkezimizin son hazırlıklarını tamamlıyor, kentsel dönüşüm strateji belgemiz ışığında çalışmalarımızı sürdürüyor, özellikle eski binalarda tarama çalışmalarımıza devam ediyor, personelimiz içerisinde görev dağılımı gerçekleştirerek 2019 yılında hazırladığımız afet ve acil durum müdahale planımızı bugünün şartlarına göre güncelliyoruz.

Olası bir afet durumunda Çorlu’muzda hizmet verecek 5 bin kişi kapasiteli mobil mutfak çalışmamızda da sona yaklaştık. Kentimizde konumlanacak afet sahalarının tespitini ve mikro bölgeleme çalışmalarımızı büyük ölçüde tamamladık, kurulabilecek potansiyel çadır kent alanlarımızı tespit ettik. Ayrıca mevcut afet ve acil durum konteynerlerimizin sayısını artırmak için çalışma arkadaşlarımız gayretlerini sürdürüyor.

Kısacası deprem bölgesinde yaşadığımız gerçeğiyle hareket ediyor, bu konuda ortak çalışmalar yapacağımız tüm kent paydaşlarımıza şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.

Depremin değil, tedbirsizliğin hayat aldığını bir kez daha hatırlatarak bu deprem çalıştayını gerçekleştiren Trakya Belediyeler Birliği ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyor, iyi çalışmalar diliyorum." diye konuştu.

"Acil Kararlar Almalıyız"

Başkan Sarıkurt'un ardından kürsüye gelen Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Tekirdağ'ın deprem kuşağında yer aldığını ve 1999 yılında yaşanan depremlerin ardından geçen süre zarfında yapılanların çok yetersiz kaldığını dile getirerek şunları söyledi:

"1999 yılında yaşanan iki depremin ardından geriye dönüp baktığımızda 24 yıl içinde ülke olarak tedbir almayı ihmal ettiğimizi ve bazı şeyleri yapamadığımızı görüyoruz. Halbuki bu deprem bize zamanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi. Acil kararlar almalıyız. Kentsel dönüşüm konusunda hızlı adımlar atmalıyız. Yavaş işleyen bürokrasiyi de hızlandırmalıyız.

"Tedbirleri Eyleme Çevirmeliyiz"

Biz Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak 2014 yılından bu yana kentimizde deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalar yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Eğitimli personelimiz ve güçlü araç filomuz ile afet bölgesinde yürütülen çalışmalara etkin bir şekilde katkı sağladık. Ancak başta İstanbul olmak üzere Trakya'daki tüm iller birleşerek acil önlemler almalı ve bir an evvel tedbirleri eyleme çevirmeliyiz.

Bugün düzenlediğimiz çalıştay kapsamında geçmişten bu güne edindiğimiz tecrübe ve birikimlerimiz ile gücümüze güç katmak için Trakya Belediyeler Birliği üyesi belediyeler arasında iş birliğini sağlamak istedik.

Deprem Çalıştayı, afetler konusundaki yol haritamızı oluşturmamızı sağlamakla kalmayacak aynı zamanda gelecekte atılacak adımların temelini oluşturacaktır. Bunu yaparken deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmalarımızda pusulamız ise bilim olacaktır." diye konuştu.

"Yine Nerede Yanlış Yapıldı?"

Yapılan konuşmalarının ardından yaşanan depremler ve Marmara depremi hakkında bilgiler paylaşan Jeofizik Mühendisi Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, yerbilimciler için 250 yılda bir yaşanan büyük depremlerin sürpriz olmadığını ifade ederek yaptığı konuşmasında, "2 bin yıllık bir deprem tarihi bilgisine sahibiz. Ancak Göbeklitepe'ye baktığımızda 12 bin yıllık bir geçmişe bakarak deprem hakkında bilgi sahibi olabileceğimizi gördük. Bu kadar eski bilgilere sahipken "Yine nerede yanlış yapıldı?" sorusunu kendimize sormamız ve bu konuda konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Doğal ve insan kökenli nedenlerle afete dönüşen olayları iyi irdelememiz gerekiyor. Örneğin kentlerde hangi etkenler afete dönüşebilir diye sorgulamalı ve çalışmalarımızı bu yönde yürütmeliyiz. Çerçeveyi geniş tutmalıyız. Mesela beklenen büyük deprem sadece İstanbul Depremi olmayacak. Buna Marmara Depremi demeli, hazırlıklarımızı ve planlamalarımızı buna göre yapmalıyız. Marmara Bölgesi'nde yer alan 7 il ve 50 ilçede 25 milyon insanın yaşadığını göz önüne aldığımızda 7 ve üzeri şiddette bir depremin yıkıcı etkilerini ve yaratacağı sorunları görmezden gelemeyiz.

Beklenen deprem İstanbul için ne kadar tehlikeli ise Tekirdağ’da, Çanakkale’de, Balıkesir’de, Bursa'da, Yalova da ve Kocaeli'de de durum çok farklı değil. Bu çalıştayın daha geniş bir katılımla Marmara Belediyeler Birliği bünyesinde de gerçekleştirilmesi ve birlik bünyesindeki belediyelerin de buna dâhil olması gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle olası depremden etkilenen bölgelere yapılacak müdahaleler daha planlı ve koordineli bir şekilde gerçekleştirilir ve bu bölgelere yardım eli daha çabuk ulaşabilir.

Örneğin Tekirdağ'da Mürefte, Şarköy ve Saros'tan geçen bir fay var. 1912 yılında 7.2 büyüklüğünde deprem yaratan, çok büyük can ve mal kayıplarına neden olan bu deprem ortadayken bölgeye yönelik çalışmaların ivedilikle yapılması, o bölgelerde yapılaşma konusunda denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir.

Öte yandan bölgede geçtiğimiz yüz yıllarda yaşanan büyük ve yıkıcı depremler ile birlikte meydana gelen tsunaminin yarattığı su baskınlarında binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, çok sayıda yerleşim yerinin sular altında kaldığını hatırlatmakta fayda var.

Çalıştaya konuşmacı olarak katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Özlem Tut ise İBB'nin deprem hazırlık çalışmaları hakkında bir sunum gerçekleştirerek çalışmalar hakkında detaylı bilgiler aktardı ve afetlerle mücadele konusunda İBB olarak tüm kurum ve kuruluşlara her türlü destek ve katkıyı vermeye hazır olduklarını dile getirdi.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER